Son Aktiviteler

Forum İstatistikleri
  • Toplam Yorumlar:77,042
  • Toplam Konular:4,169
  • Toplam Üyeler:1,361
  • Son Üye:easutay


Yazar: Alper.Şensöz
06-27-2015, 09:19 PM
Forum: Kişisel Raporlar
- Yorumlar (25)

Gezinin videosu için tıklayın
https://www.youtube.com/watch?v=_npqQaBc...ture=share

Geçen yıldan beri yurtdışında motosiklet sürüşü yapayım, yakın bir yerlere gideyim diye aklımdan geçiriyordum. Derken bundan 4-5 ay kadar önce internette gezerken "dünyanın en iyi 10 yolu" diye bir albüm dikkatimi çekti. Bu yollardan biri olan Transfagarasan geçidinin Romanya'da olduğunu, gitmenin çok zor olmadığını gördüm ve ilk gezimde buraya da mutlaka gitmeliyim diye düşündüm. 2015 yılında Mart sonu Nisan başı civarında güzel bir gezi rotası çıkarayım düşüncesi ile gidilebilecek yerleri biraz daha araştırarak rota çalışmalarına başladım. Sonunda ise böyle bir rota şekillendi..


150402123331_yurtdIsI%20harita.png



Ancak biraz daha araştırdığımda Romanya'da bulunan Transfagarasan geçidinin kışın kapalı olduğu ve Haziran ayı ortalarına doğru açıldığını öğrendim. Tabi mecburen gezi planını Haziran ayına erteledim. Henüz aylardan Mart idi ve Haziran'a çok vardı.. Geçmek bilmeyen zaman zarfında bir taraftan yurtdışına çıkış için gereken evrakları, ekipmanları hazırlarken, bir taraftan da geziyi kulüp sayfamızda paylaşarak kendime yoldaş aradım.


Elbette ki pek çok arkadaşım geziye katılmak istedi ancak zaman ve biraz da bütçe açısından hazırlık gerektiren geziye ciddi olarak katılmayı düşünen 2-3 kişi kaldı. En sonunda öğretmen olan Belgin Kabasakal geziye kesin olarak katılabileceğini söylediğinde tek olmadığım için çok rahatlamıştım : )


Bu arada gezi için gerekli evraklardan da biraz bahsedeyim. Gitmeyi planladığımız ülkeler olan Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya, vize isteyen ülkeler. Ben Yunanistan üzerinden çıkış yapacak şekilde shengen vizesi çıkararak bu işi hallettim. Vize işlemlerini kendim yapmadım, aracı firmadan yardım aldım. Bana maliyeti 275- TL. oldu. Ayrıca motosikletinizin mevcut trafik sigortasının uluslararası geçerli hale gelmesi için yeşil sigorta adı verilen evrağı almanız gerekiyor. Bu evrağın ücreti 1 ay için 42- euro. Bunun fiyatı standart. Herhangi bir sigorta acentesinden motosikletinizin ruhsatı ile yaptırabiliyorsunuz. Ayrıca Türk ehliyetleri uluslararası standartta (çipli) olmadığı için uluslararası ehliyet sertifikası almanız gerekiyor. Bu evrak Bulgaristan ve Romanya sınırında pek sorulmuyor ancak Türkiye'den Yunanistan'a girerken muhakkak soruluyor. Evrağın bedeli bu yıl için 415- TL... Aldığınız evrak 1 yıl geçerli oluyor. Sonraki yıllarda yapılacak evrak yenilemeleri ise 225- TL. Evrağı bir kere aldıktan sonra isterseniz 5 yıl sonra yenileyin, yine 225- TL. ödüyorsunuz. Tabi yanlış anlaşılmasın, bu tutarlar yıllık olarak yenileniyor. Evrağı Turing bürolarından alabiliyorsunuz. İpsala sınır kapısında da turing bürosu var. Türkiye de kısa bir süre içinde uluslararası ehliyete geçeceği için umarım bundan sonra kimse bu aşırı lüzumsuz evrağa bu denli para vermek zorunda kalmaz.. Neyse gezimize dönelim : )


14 Haziran sabahı motoruma sarıp sarmaladığım çantalarım, evraklarım ve 1 kutu poşet çayım ile birlikte saat 9 'da yola çıktım. Belgin uluslararası ehliyeti almadan Bulgaristan'a girip direkt Yunanistan'a geçerek geziye başlamayı planladığı için o benden 1-2 saat önce yola çıkmıştı. Sınırı geçtiğimizde Yunanistan'da uygun bir yerde buluşacaktık. Güzel, heyecanlı ve meraklı bir yolculuk ile ipsala sınır kapısına yaklaştım. Yunanistan'da benzin biraz daha ucuz olmasına rağmen risk almak istemediğim için İpsala ilçesinde depomu doldurdum, karnımı doyurup çayımı içtikten sonra sınıra doğru devam ettim.


Sınırda uluslararası ehliyet evrağımı ve harç pulumu (15- TL. 'dir) alıp devam ettim. Çıkarken herhangi bir zorluk yaşamadım. Yunan tarafındaki ikinci kontrol noktasında bir miktar sorun oldu. Polis benim evraklarımı aldı, motoru şuraya çek, burda bekle gibi sevimsiz tavırlarla az da olsa keyfimi kaçırdı. Sonra evraklarımı teslim edip biraz ilerdeki park yerinde beklememi istedi. Neden olduğunu anlayamadım.. 5-10 dakika kadar bekledikten sonra vazgeçip devam ettim.


Sınır kapısı sonrasında yaklaşık 5 kilometre gittikten sonra Bulgaristan'dan gelen yol kesiminde Belgin ile buluştuk.. Etrafı izleye izleye devam ediyorduk. Otobanın etrafında bulunan köylerde uzaktan seçilebilen camiler, yolların tenhalığı ilk dikattimi çekenlerdi. Yola devam ederken karşımıza otoyol gişeleri çıktı. Motosiklet başına 1,70- euro ödeyerek devam ettik. Otoyolların ücretlendirmesi bizdeki gibi değil. Nakit olarak ücreti ödeyerek devam ediyorsunuz. Çıkış gişesi yok. Hatta yolda devam ederken ikinci bir gişe daha çıktı ve orada tekrar 1,70- euro ödedik. Yunanistan'ın bu konuda daha bir fırın ekmek yemesi gerekiyor.. Otoyol ücretlendirme mantığı akıllara zarar saçma..


Düz ve sakin otoyoldan devam ederek ilk konaklama noktamız olan Kavala'ya sıkıntısız bir şekilde ulaştık.


Kavala girişinde Belgin'in motosikletin benzini bitti.. Neyse ki otelimizin olduğu yere kadar yokuş aşağı iniyorduk. Otele yaklaşık 200 metre kala motoru parkettik. Ben kendi motorumla pet şişe ile benzinlik bulmaya çıktım. Şehirdeki ilk diyaloğum benzinci ile olmuş oldu : ) Bu küçük sorunu hallettikten sonra otelimize yerleşip motorları parkettik ve şehir turuna çıktık.


Şehir çok güzel.. Biraz İzmir, biraz Çeşme havası olan harika bir yer. Ama gezerken sanki bir şeylerin eksikliğini hissediyoruz. Çok geçmeden farkediyoruz ki bu şehirde insan eksik.. Türkiye'de aynı türdeki yerler çok daha hareketli, kımıl kımıl.. Burası ise biraz misafirini bekleyen ihtiyar gibi.

150627203716_1.JPG

150627203647_2.jpg

150627203643_3.JPG

150627203625_5.JPG

150627203431_4.jpg


Bir süre sonra yaya gezmekten sıkıldık.. Damarlarından benzin akan iki adam için motosiklet ile turlamak tabi ki en iyi seçenek..


Bu arada şehir, hatta ülke biraz pahalı. Akşam yemeğinde yediğimiz biraz büyükçe 2 pizza ve 2 meşrubat için 38- euro ödedik. Büfeden aldığımız yarım litrelik şişe suyu ise 1- euro. Otele kişi başı gecelik 30- euro ödedik.


Şehir merkezinde benzin istasyonları sanki küçük kuruyemişçiler gibi. 2 dükkan arasında minicik istasyonlar var. Araç ile önüne yanaşıp petrolünüzü alıp devam ediyorsunuz. Ayrıca akşam saatlerinde hiç bir istasyon açık değil. Acil durumlarda ne yaptıklarını merak ediyorum doğrusu..


Gece otele dönerek şehir manzarası eşliğinde kasklarımızın interkom cihazlarını eşleştirmeye çalıştık. Beceremeyerek uyuduk.. : )


Sabah önümüzde yaklaşık 470 kilometrelik bir yol vardı. Açılmış olan benzin istasyonundan Belgin'in depoyu doldurarak Selanik'e doğru devam ettik. Otobanlarda benzin istasyonu yok. 50 kilometre kadar sonra otobandan çıkarak benim motoruma benzin aldık ve istasyonun kafesinde kahvaltımızı yaptık. Kafedeki ablalar çat pat türkçe konuşabiliyorlardı. Çok hoşuma gitti.. Ayrıca Türk çayları da varmış..


Benzin alırken diğer bir pompaya yanaşan 3 motorcu kardeşim de Türk çıktı. Onlar da İtalya'dan dönerek Türkiye'ye gidiyorlarmış. Darısı başımıza diyip yola devam ettik. Otobandan Selanik'e devam ederken üçüncü bir gişeden daha 1,70- euromuzu ödeyerek kısa bir süre sonra şehre girdik. Şehir trafiği biraz kalabalık. Oldukça sıcak olan havada ter atarak sahilde bulunan kafelere ulaştık.


Selaniğin ortasına birileri beni pat diye bıraksa kendimi bir süre İzmir'de geziyor zannederim. Şehir bildiğimiz İzmir..

150627203640_7.JPG


Kafede traditional greek coffee (bildiğimiz Türk kahvesi) mi yudumlayıp tiramisumu yiyerek bana imitasyon iphone 8, i tab vs. satmaya çalışan adamı dinledim. Hikayesi bittikten sonra bu arkadaşı da gönderip kısa bir şehir turu ve alışverişe çıktık. Çok vakit kaybetmemem gerekiyordu zira yolumuz uzundu..


Alışverişin ardından Atatürk'ün doğduğu evi ziyerete gittik. İçimizde tarifsiz bir heyecan vardı. Eve ulaştığımızda ise o heyecan yerini biraz üzüntüye bıraktı. Ev pazartesi günleri ziyarete kapalı.. Biz de bula bula pazartesiyi bulmuştuk.. Neyse bu iş burada kalmaz, o eve girmek için ileride tekrar gelinecek. Notumuzu alıp devam ettik..


150627203722_8.JPG


Bulgaristan sınırını geçerek Sofia'ya ulaşmak için önümüzde yaklaşık 350 kilometre var. Düzgün ve sıkıntısız, ayrıca ücret gişesi olmayan bir yoldan gümrüğe ulaştık. Tabi sınırda beni yine bir kenara çekip evrak kontrolü yaptılar.. Ne de olsa AB vatandaşı değilim. Bu arada Belgin çifte vatandaş (Bulgar vatandaşı) olduğu için sorunsuz geçiyor. Neyse ki 3-4 dakika içinde sorunsuzca geçtik. Sınırı geçer geçmez kumarhaneler başlıyor. İlk benzinlikten Belgin'in motoruna benzin alıp devam ettik.


Hava 36 dereceye yükselmişti.. Yol her ne kadar eğlenceli olsa da yormaya başladı. 2 küçük mola ile devam ettik. Akşam saatleri ile birlikte hava serinledi ve benim alarm vermeye başlayan yakıt göstergem ile birlikte ufukta Sofya belirdi. Oğlumun evde söylediği şarkıları dilime dolayarak şarkılar söyleye söyleye Sofya'ya girdik. Gideceğim şehirlere önceden harita uygulamalarından baktığım için yön bulmakta hiç zorlanmadık. Her gittiğimiz yer, sanki daha önce 3-5 kez gelmişiz gibi.. Şehir girişinde gördüğüm ilk shell istasyonuna girdim.


Pompa başında birilerinin gelip ilgilenmesini bekliyordum ancak kimse gelmedi.. Belgin'in uyarısıyla öğrendim ki benzini kendimiz koyuyoruz.. Aldığım benzini içeride kasaya ödedikten donra şehir merkezine otele yerleşip şehri turlamak niyetiyle yola koyulduk. İstasyondan yaklaşık 1 kilometre sonra benim motorumda enteresan teklemeler başladı. kısa süre içinde artan teklemelerden, vuruntulardan ve eksozdan çıkan o garip dumandan anladım ki motora motorin koydum!. Trafikte kendimi zar zor yol kenarına attıktan sonra depoya ne koyduğumu net olarak hatırlamaya çalıştım. Bu arada Belgin benim durduğumu farkedemeden yola devam etti. Belgin'in geri dönüp gelmesinden önce yanaştığım yerde bulunan polis hemen yanıma geldi ve yarım yamalak ingilizcemiz ile olup biten konusunda konuştuk. Polis hiç beklemediğim şekilde benimle durum ile ilgilenmeye başladı. Ben büyükçe bir alışveriş merkezinin önünde kalmıştım. Eşi ve henüz 1 yaşına girmemiş olan küçük kızı ile alışverişini tamamlayarak evine gitmekte olan bu polis arkadaş tam bir Türk dostu çıktı. Kendisi daha önce Almaya dönüşünde kendine yardım eden Türk kamyoncuları unutmamış ve vefa borcu olduğunu hissetmekteymiş. Bir arkadaşını arayarak çağırdı ve gerekli malzemeleri tedarik ederek depomda bulunan motorini çekmeye başladılar. Depoyu açarak motorini komple boşalttılar, benzin alıp koydular, yine çalışmayan motorun bujilerini söküp temizlediler... Bu arada karşı tarafımızdaki benzinlikten de 2 kişiyi çağırdılar, hepberaber motorun çalışması için inanılmaz gayret gösterdiler. Bu arada yağmur da atıştırmaya başlamıştı. Polisin küçük kızı da Belgin'in kucağında uyuyup kalmıştı.. O arada farkettik ki saat gece 1:30 olmuş. Motor anlamsız bir şekilde çalışmamıştı. Aküsü zayıflamış, polisin arabasının aküsünden takviye aldığımız için onun da arabası çalışmıyordu...


Neyse ki onun arabasını iterek çalıştırıp gecenin o saatinde polis ve ailesini uğurladık. O adamın yaptığını hayatım boyunca unutamam..


Yakınımızda olan bir fast food restoranda gecenin 2 'sinde akşam yemeğimizi yedikten sonra tek motor ve 2 motor dolusu eşya ile şehir merkezinde otele gidip takribi 20 saniye içinde uyuyakaldık..


Ertesi sabah 8 de uyandığımda aklımda sorular dönüyordu.. Motor ne olacak? Servis halledebilecek mi? Acaba planımızda şaşma olacak mı? Kaç gün buradayım? soruları arasında BMW servisine doğru yol aldık. Serviste pek çok ülkeden yabancı plakalı motor vardı. Benzer sorunlardan yolda kalan motorların arasında sıraya girmem gerekiyordu ve usta bugün ilgilenemeyeceğini söyledi.. Yalvara yakara adamı ikna edip bizim işimize başlattık. Meğer benim motora sonradan aldığımız benzin de oldukça kötüymüş. Bu yüzden çalıştıramamışız. Saat 11-12 civarında motorumun çalışma sesini duyduğumda dünyalar benim oldu. Acele edersek gezi planımızda sapma olmayacaktı..


Saat 14 civarında BMW servisinden çıktık. 4 saatlik işçilik ve buji değişimi için 68- leva ödemiştim. Yani yaklaşık 110- TL. Türkiye'de bir yetkili BMW servisine oranla oldukça uygun bir rakam. Motorumu bundan sonra bakıma buraya getireceğim. Aradaki farkla gezimi bedavaya getirebilirim : )


Hiç bir şey anlamadığım Sofya'yı halen biraz gezebiliriz düşüncesi ile şehir merkezine ulaşıp yaya olarak turlamaya başladık.

150627205002_9.JPG

150627204921_10.jpg

Güzel ve tarihi bir kent olmakla birlikte ben Yunanistan'ı daha çok beğendiğimi farketmiştim. Yemeklerimizi yedikten sonra saat 17:00 civarında yola koyulduk. O akşam Bulgaristan'dan çıkıp Romanya'ya girmemiz gerekiyordu. Romanya'da Ramnicu Valcea kentine gidecektik ve yaklaşık 400 kilometremiz vardı. Üstelik sınırda Tuna nehri var ve bu nehri feribot ile geçmemiz gerekiyordu.


Yolda giderken Pleven şehrinin yanından geçerken farkettim ki çoğu bulgar şehri uzaktan bakıldığında sanki 1960 'larda uzay araştırmaları için kullanılarak sonrasında terkedilmiş kompleksler gibi görünüyor : ) ormanlık alanların içinde sıvaları dökülmüş, orantılı ve yüksek binalar, anlamsız kuleler vs..

150627205005_11.jpg

150627203903_12.jpg


Temiz, tatlı virajlı ve aşırı keyifli yollardan Tuna nehrine doğru devam ettik. Bu arada hesaba katmadığımız bir şey aklımıza geldi.. Normalde gündüz geçecek olduğumuz nehirden feribot ile gece geçecegiz. Yolların bile bu kadar tenha olduğu bir yerde o feribot çalışıyor mu acaba? Yanıtını öğrenme şansımız yok.. Mecburen devam ettik..


Akşam saat 20:10 'da feribot iskelesi ve aynı zamanda sınır olan Nikopol kasabasına vardık. Son feribotun 20:00 'da olduğunu öğrendik.. Üstelik bu kasabada otel de yok.. 24 saat çalışan bir feribot var. o feribot ise yaklaşık 150 kilometre batıda Oryahovo kasabasında.. 150 kilometre dediğimiz de Türkiye'deki gibi değil. Bazen tek arabanın geçebileceği genişlikte, yavaş gidilebilen yollar...


Belgin ile birlikte hiç vakit kaybetmeksizin o feribota ulaşmaya karar verdik. Feribot aksiliği her ne kadar sinir bozucu olsa da benim motorumun çalışmış olmasının verdiği mutluluk ve yolların fazlasıyla keyifli olması neşemizi yerine getirmişti. Gittiğimiz yolun batıda kalması nedeniyle hava da saat 10:00 civarına kadar aydınlık kalmıştı. Saat 10:30 civarında vardığımız diğer iskelede evrak kontrolü sonrasında yeni kalkan feribota el salladık.. Bir sonraki feribot saat 12:00 'da idi..


Feribotun gelmesini beklerken önümüzde parketmiş olan tırlarda 3 şoför dikkatimizi çekmişti. İçinde Beşiktaş atkısı asılı olan tırda Galatasaray - Sivasspor maçı izleyen macaristanlı şoförler üç büyükler hakkında benden çok daha fazla bilgi sahibiydi : )


Saat gece 12 'ye yaklaşırken ortalarda feribot görünmüyordu. Nehir kenarında da hava buz gibi.. Üşüdüğümüzden baffları bile kafamıza geçirmiş bekliyorduk.


150627204938_13.jpg


00:30 civarında gelen tuhaf görünümlü feribot ile nehri geçtik. Karşıda bizi karşılayan Romanya gümrük polisinin "nereye gidiyorsunuz? rezervasyonunuz varmı?" gibi sorularından sonra saat 01:30 gibi Romanya yollarında ilerlemeye başladık. Yolların zemini çok iyi değildi. Gidiş geliş şeritli olan yolda in cin top oynuyordu. Karanlıklar içinde bir polis aracı çevirme yapıyordu. Turist olduğumuzu görünce nereye gittiğimizi, ülkelerini beğenip beğenmediğimizi sordu. Beğenmek için henüz vaktimiz olmadığını ve yolumuzun uzun olduğunu öğrenen dost canlısı polis bizi oyalamadan yolumuza gönderdi. Bir süre sonra karanlıklar içinde beliren ve bizim bir önümüze bir arkamıza geçen motosikletli gençler her ne kadar bizi biraz tedirgin etse de 1-2 korna ve el sallamadan sonra bizden ayrıldılar.


Corabia kasabasından kuzeye doğru devam ederken saat 03:00 olmuştu. Önceki geceden de uykusuz olmamız, havanın epey soğuması, yolda mola verecek herhangi bir yerin hatta bir tek ışığın olmaması nedeniyle bir kenara çekip uyuma isteğim zirvedeydi. Artık kullanamayacağımı düşünüyordum. Neyse ki hedef şehrimize 80 kilometre kala açık bir yol üstü kafesi bulduk. İçtiğimiz espressolar biraz açılmamıza yardımcı oldu..


Sabahın ilk ışıkları ile Ramnicu Valcea'ya girdik. Otele girip güzel bir uyku çekme zamanıydı. Ertesi gün kendimizi bu kadar hırpalamayacaktık..


Saat 10:30 civarında uyanıp 11:00 da yola çıktık. O gün artık bir yerlere varma telaşımız olmayacaktı. Meşhur Transfagarasan rotasını tamamlayıp keyfimiz nereyi isyerse orayı gezecektik. Transfagarasan yolu başlangıcı olan Curtea de Agreş kentine, 40 kilometrelik eğlenceli bir yoldan vardık. Yol boyunca geçtiğimiz köylerde annelerinin ellerinden tutmuş okula giden minikler bize el sallıyorlardı. İnanılmaz şekilde keyif vericiydi.. Küçük köhne fakat ilgi çekici olan Curtea de Agreş 'te yerel bir fırın bulup bilmediğimiz unlu mamuller yiyip, kahve otomatından çay olma ihtimali olan içeceklerden birini seçmeye çalıştım. Doğru seçim! Aldığım şey limonlu bir tür çaydı : ) . Ayaküstü şahane bir kahvaltı yaptık. Şimdi ise geldiğimiz 3 günlük yolun son durağı olan Transfagarasan'ı keşfetme zamanıydı..


150627205005_18.JPG

150627204356_19.JPG

150627204216_16.jpg

150627204157_17.jpg

150627204137_20.JPG

150627203952_15.JPG

150627203904_14.JPG


Bu yolun videolarını yüzlerce kez izledim fakat orada olmak bambaşka bir duygu. Burası sanki bu dünyaya ait değil gibi. Benim gibi yol yapmayı sevenler için harika bir yer. Zaten etrafımda da turist motorsikletliler ve tek tük araba var. Dağa ağır ağır tırmanırken hava sıcaklığı 7 dereceye kadar düşmüştü. Yol kenarlarında erimekte olan karlar vardı.. Yolun zirvesinde yolu dağın arka tarafına bağlayan, dar, karanlık bir tünel bulunuyor. Açık havadan girince tünelde hir bir şey göremiyorsunuz. Yol bile zor seçiliyor. Benim geçişim sırasında tünelin yarısına geldiğimde bir de sis bastırdı.. Evet karanlık tünelde bir de sis çıktı başımıza.. Kısa bir süre ilerledikten sonra önümde beliren kırmızı ışıkların Belgin olduğunu farkettim. Motorla tünelden geçerken aniden ön farları sönmüş ve öylece kalmış. Herhalde başınıza gelebilecek en kötü şeylerden biridir.. Beni ağır ağır takip etmesini söyledim ancak bir süre sonra zaten farları kendiliğinden yandı. Tünel bittiğinde ise dağın diğer yamaıcında biriken bulutların sisi bizi karşıladı. Sislerin içinde küçük seyyar satıcılar olduğunu farkettik. Burada durup birkaç hediyelik eşya aldık ve Türkiye'de akıtma diye bildiğimiz hamur işinden yedik. Ayrıca çay da bulduk : ) Çok soğuk olsa da Keyfimize diyecek yoktu.. Doyduktan sonra dağın kuzey yamacından inmeye başladık. Kuzey yamacı da dağın güney yamacını aratmayacak kadar görkemli. Ancak dağın önemli bir kısmında sis olduğu için yeterince tadını çıkaramadık. Kuzeyde bulunan Sibiu kentine yakın kavşakta bir restoran bulup yemek yerken yanımıza yanaşan arabanın Türk plakalı olduğunu farkettik. Yemek için mola veren ve Macaristan'a gitmekte olan ailenin, İzmir'den annemin komşusu çıkması olayı bitiren son nokta oldu : ) Her yerdeyiz : )))


Transfagarasan gibi transilvanya alplerinde bulunan bir başka rota olan Transalpina'yı da geçmek istedik ancak yeterince vaktimiz kalmadığı için buraya girmedik. 80 kilometrelik virajlı eğlenceli ve biraz trafikli bir sürüş ile önceki gece konakladığımız otele döndük. Akşamında şehri biraz turlayarak eğlenerek günümüzü tamamladık.


Ertesi gün yine uzun bir yolculuk bizi bekliyordu. Varış noktamız Bulgaristan'da, Karadeniz'e kıyı Varna ve Burgaz kentleri arasında bulunan Sunny Beach idi. Başkent Bükreş'e kadar otobandan devam ettik. Tabi bol bol mola vererek..

150627204255_21.JPG

150627204306_22.JPG


Normalde Bükreş'e girmeden çevreyolundan devam edecektik ama burayı da görmek istedik. Sıkışık trafikte şehir merkezinde bulunan üniversite meydanına ulaştık. Burada biraz etrafı gezip vakit geçirerek yolumuza devam ettik. Sıcak havada şehir trafiğinin eziyeti, aldığımız keyiften büyüktü..

150627204349_23.JPG


Yolumuza devam ederek Bulgaristan sınırına ulaştık. Ruse şehrinden giriş yaparken Tuna nehrini bu kez tarihi bir köprü ile geçtik. Sınırda çok fazla vakit kaybetmeden ara yollardan yolumuza devam ettik. Yollar her zaman keyif veriyordu..


150627204427_24.JPG


Sunny Beach'e varmaya yaklaşırken Türk köylerinden geçtik. Hedefimize varıp otele yerleştikten sonra hemen ortamı keşfe çıktık.


Sunny Beach, gayet keyifli, eğlence adına ne arıyorsanız rahatlıkla bulabileceğiniz bir tatil yeri. Gezimizin son durağında burada 2 günümüzü geçirip dinlenmek niyetindeydik. 2 gün boyunca burada denizin, mekanların, hemen yanımızda bulunan Nessebar'ın keyfini çıkardık.. Oldukça dinlendiriciydi. Ayrıca bu bölgede çok da fazla Türke rastlıyorsunuz. Özellikle bizim gibi motosikletle gelen arkadaşların uğrak yeri burası.


150627204046_25.jpg


Son gün sabahında ise alınan siparişlerin hepsinin tamamlanıp tamamlanmadığını gözden geçirerek, yarısı boş olarak yola çıktığım çantalarımı doldurarak yola koyulduk. Bu arada trafik polisinin Защо не са свързани към каска ? I глобен!! uyarısı yüzünden yarım saat kaybettik fakat çok da sorun olmadı : ))) Burgaz sonrasında çok keyifli yeşillikler içinde dar bir yoldan Dereköy sınır kapısına ulaştık. Sonrasında da otoban üzerinden sıkıntısız bir şekilde Gebze'ye ulaştık.


Son olarak böyle bir gezi planlayan arkadaşlar için kısa bir kaç not eklemek istiyorum..


Bir kere trafikte çok saygılılar.. Korna sesini unutun. Sinyal kullanmayan arkadaşlar varsa kullanmanız gerektiğini tekrar hatırlayın ve memlekete dönünce de hatırlamaya devam edin..

Yollar Türkiye'deki gibi geniş ve rahat değil. Anayolda giderken bile karşınıza göbek (kavşak) çıkabilir. Ve yol her zaman kavşak içindekinindir. Sakın ola ki anayoldayım diye kavşağa dalmaya kalkmayın, aslında yol kavşağa girmiş olan aracındır. Tabi bu kural Türkiye'de de böyle ama, bizler kavşağa dalıp kavşak içinde 100 araba toplanıp kilitlenmekten apayrı bir haz alıyoruz..

Yunanistan euro kullanıyor ancak diğer gittiğim ülkeler kendi paralarını kullanmaya devam ediyorlar. Gerçi adım başı change bürosu bulunuyor.

Akaryakıt fiyatları öyle çok ucuz değil. Bugün itibariyle Türkiye'deki fiyatlara yaklaşmış durumda.

Vakit ayırdığınız için teşekkürler. Hoşçakalın..

Bu konuyu yazdır


Yazar: EMRE.ALTINAY
06-26-2015, 10:27 AM
Forum: Moto Kafe
- Yorumlar (15)

BİR MOTOSİKLETE NELER YÜKLENEBİLİR .. :hö:

1)
150626101705_68.jpg
2)
150626101704_63.jpg
3)
150626101704_60.jpg
4)
150626101704_70.jpg
5)
150626101703_67.jpg
6)
150626101703_11.jpg
7)
150626101702_15.jpg
8)
150626101702_57.jpg
9)
150626101701_52.jpg
10)
150626101701_10.jpg
11)
150626101700_05.jpg
12)
150626101659_02.jpg
13)
150626101659_07.jpg
14)
150626101659_09.jpg
15)
150626101657_06.jpg
16)
150626101655_01.jpg
17)
150626101654_00.jpg

Bu konuyu yazdır


Yazar: mcolgecen
06-19-2015, 09:41 AM
Forum: Moto Kafe
- Yorumlar (5)

Yaklaşık 4 ay önce satınaldığım honda pcx motosikletimle henüz 900 km yol yaptım 2 kez kız arkadaşım ile gebze köy yollarından sıkıntısız şile ve ağvaya gittim geldim çok komik yakıt tüketimi var ancak otoban , e5 ve 100 km üzeri hızlarda pek güven vermiyor. şimdi eylül ayında 3.000 km lik gezi programı hazırladık seyahatimiz genellikle otobanda geçicek bu gezi için yamaha xmax satınalmayı düşünüyorum 14 -15 bin tl bütcem var sıfır xmax250 abs alabiliyorum ama gönlüm xmax400 den yana çünkü yakın tarihte 250cc de yetmiyor diyeceğim peki 14 -15 bin liraya 10000 km de xmax400 alınırmı sizin motosiklet tavsiyeniz nedir yardımcı olursanız çok sevinirim .

Bu konuyu yazdır


Yazar: MetinKeleş
06-17-2015, 01:15 PM
Forum: Moto Kafe
- Yorumlar (49)

Her gün burada, hoşuma giden motor ve motorculukla ilgili bir foto yayınlamaya çalışacağım.
Sizler de her gün bir tane olmak üzere motofoto yayınlayabilirsiniz.
Kurallarımıza uygun olsun ama :]


150617131554_10690009_1001980903153079_6...0100_n.jpg

Bu konuyu yazdır


Yazar: Barış
06-17-2015, 11:16 AM
Forum: Genel Muhabbet
- Yorumlar (14)

Kardeşim doğum günün kutlu olsun beraber nice senelere Deli Kadir...

600-January06_018.jpg

Bu konuyu yazdır


Yazar: dormic41
06-08-2015, 01:09 PM
Forum: Genel Muhabbet
- Yorumlar (17)

bu sabah iş dönüşü büyük bi kaza atlattım MUSTAFA PAŞA camisinin orda yolumda seyir halindeyken otobus beni göre göre yoluma atladı ve koruma demirime vurdu bunun üzerine sözlü tartışma yaşadık terorist resmen beni otobüs ün altına almak için hamle yaptı 20 cm farkla arabanın arasına girdim ve motoru yere atıp otobusun peşinden koştum sadece arka stobuna zarar verebildim. ve sonrasında peşine düşemedim motor çalışmadı plakasını aldım emliyetten gerekli işlemleri başlattım. otobüsün kamerası incelenecekmiş inşallah böyle tetoristler cezasız kalmaz hakettigini bulur

PLAKA:41 J 4092

BU PLAKA YA ÇOK DİKKAT EDİN BAŞKA CANLAR YAKMAYA CESARET EDEMESİN..

HERKESE İYİ AKŞAMLAR DİLERİM..

Bu konuyu yazdır


Yazar: vedat burak
06-06-2015, 03:27 PM
Forum: Genel Muhabbet
- Yorumlar (2)

sa abılerım kardeslerım.dunden ıtıbaren unıversıte defterı azda olsa kapattım sayılır.bır kac sınavım kaldı o kadar.onumuzdekı haftasonuna grupca Şıle Agva Kefken turu yapalım mı dıcektım ıyı gunler

Bu konuyu yazdır


Yazar: deauville
05-29-2015, 08:51 AM
Forum: Genel Muhabbet
- Yorumlar (1)

arkadaşlar bizim için çok önemlidir sizde yardım elinizi uzatıp bir imzanınızı bizden esirgemezseniz çok seviniriz teşekkürler...

Çocuklarımızın sağlık ve yaşam hakkı ellerinden alınıyor.
#ketojenikdiyetumuttur - Kampanyayı İmzala!
https://www.change.org/p/çocuklarımızın-...m=whatsapp

Bu konuyu yazdır


Yazar: muratkan
05-28-2015, 11:52 AM
Forum: Rotalar-Haritalar
- Yorumlar (23)

Evet arkadaşlar 30.05.2015 Cumartesi günü 1 haftalık yolculuğuma Bursa Enduro Festivali ile başlamak istiyorum.Pazar günü öğleden sonra teker Antalya' ya döner.Antalya merkezde 2 gün kaldıktan sonra salı günü sabah yönümü Olimpos ya da Çıralı' ya çevireceğim. Ama bu iki yerde de kararsızım. ( Sizden ricam bana bir fikir vermeniz).2 günde burada kaldıktan sonra Kaş' a gideceğim.Cumartesi günü de artık nerede yorulursam orada kamp kuracağım.Tatilimin tamamnda çadırda kalacağım.Bu nedenle bana rotam üzerinde uğramam gereken yerleri , yemek yenecek yerleri ,kamp kurabileceğim yerleri tavsiye ederseniz çok memnun olurum.Bana katılmak isteyen arkadaşım varsa benimle irtibata geçsin.
Şimdiden teşekkürler.Resimleri 1 hafta sonra sizlerle paylaşacağım.


150528115115_harita.jpg

Bu konuyu yazdır


Yazar: selcukkalaycioglu
05-27-2015, 12:53 PM
Forum: Moto Kafe
- Yorumlar (4)

S Dönemeçlerde Sollama Hattı: Mavi üçgenin içi de görüş alanınızın içinde ise kırmızı sollama hattını takip ederek sollama yapılabilir.

150527125052_overtakesbend.jpg

Kavşakta Sollama Hattı: Kavşaktaki arabanın görüş derinliği sizi içine almıyor. Başlama noktanız risk bölgesinde. Bu durumda aracın sizi görmediğini farz ederek sollamayı erteleyiniz.

150527125155_7-1.jpg

SOLLAMAK SÜRÜŞÜN EN TEHLİKELİ BÖLÜMÜDÜR

Sollama yapacağınız zaman kendinize daima şu soruyu sorunuz: Şu an sollama yapmam güvenli mi, değil mi?

Sollamak sürücülükteki en tehlikeli andır. Takipli yada takipsiz sollama yaparken çizdiğiniz çıkış, geçiş ve giriş hatlarınız dairesel değil düz ve genelliklede giriş hattı geçişin bir uzantısı şeklinde olmalıdır.

Sollarken genel olarak anlaşılması gereken iki nokta vardır. İhtiyaç mı yoksa istemek mi sizi sollama işlemine yönlendiriyor? Maalesef hoşlanmak gerekliliğin önünde gidiyor çoğu zaman. Doğru olan ise sollamayı yapmamanın tehlikeli olduğu zaman sollama yapılmasıdır. Tabi bu ideal ölçü pratikte bu günün tüm diğer davranış kalıpları içinde olanaksız bir düşünce haline gelmiştir. Ancak risk faktörü en düz ve sıradan sollama fiilinde bile vardır.

Bir kere geçtiğiniz aracın sürücüsü üzerinde hiçbir kontrolünüz yoktur. Düz yolda sizi fark etme ihtimali yüksektir ama dönüşlerde bu ihtimal çok düşer. Hatta dönüşün ortasında aynasından sizi görse bile tam dönüş ortasında sollama yapacağınızı tahmin edemeyebilir. Hatta karşı yönden gelen araç da sizin sollamaya kalkacağınızı düşünemez. Ve şayet siz virajın görebileceğiniz en ileri noktalarına değil de hemen önünüzdeki yola odaklanmışsanız gelen vasıtayı sizinde görmeme ihtimaliniz oldukça yüksektir. Bu yüzden bakış tekniği motor kullanmada çok önemlidir. Karşıdan gelen aracın durumu kurtarmak için kırma yapması olasıdır ama genellikle araç sürücüleri sigara yakarken yada ses sistemine CD yerleştirirken veya cep telefonlarını kullanırken de arabalarını sağa sola istemsiz olarak kırarlar. Bu yüzden buna hiç güvenmeyin.

Sollamaya karar vermeden önce yol ikaz ve işaretlerine dikkat edilmeli ve sollayacağınız araç eğer maksimum 90 km/saat hızla seyrediyorsa siz sollama hattına çıkacağınız anda en az 200metre serbest yol mesafesi olması gerekir ki buda 4 adet kedi gözüdür. Aynı zamanda önünüzde seyreden sollayacağınız araçta siz geçinceye kadar kendi boyuyla en az üç boy yol katedecektir.

Sürat arttıkça bu güvenli kabul edilen mesafelerde çoğalarak artar. Tabi karşı yönden gelen aracın sürati de 90 km/saatin üzerinde olursa bu mesafe dahada artar. Yani göz önüne alınması gereken bilinmeyen risk faktörleri çoktur. Şayet bir virajda karşı yönden gelen bir motosikletse ve bu motor orta çizgiye yakın değil de yolun dış kenarına yakın seyrediyorsa siz bu motoru dört tekerli bir araca kıyasla daha geç görürsünüz ve buda kafadan çarpışma riskini getirebilir.

Birde yanlış zaman/mesafe değerlendirmesi yapabilirsiniz. Geçmiş tecrübelerinize bakarak görünen alanı mevcut hızınızla şu kadar zamanda geçebileceğinizi varsayarsınız. Bilhassa açık keskin olmayan virajlar sürücüleri hızlanmaya davet eder. Her iki tarafı da. Bu durumda karşı yönden gelen motor saatte 90 km ile ve sizde 100 km ile gidiyorsanız bu 190 km/saat bir yaklaşma hızıdır ve insan beyninin evrimleşme süreci bu hızda sağlıklı bir ölçüm yapma, değerlendirme yetisine henüz ulaşamamıştır. Bu durumda yaptığınız en iyi tahmin den öteye gidemez. Büyük bir ihtimalle de siz gelenin hızını olduğundan az tahmin edersiniz ve sollamak için elinizdeki zamanı daha fazla zannedersiniz. Sonuç acı bir fren ve kaza sesi.

Bir diğer durumda tam karşınızda araç görmekle panikleyip yanlış kumandalar vermeniz ve tabi bu durum karşıdan sizi aniden karşısında gören araç sürücüsü içinde geçerlidir. Paniklenmediniz ve karşı sürücüde paniklemedi diyelim. Siz aniden içeri kırarsınız belki ve karşı araçta şarampole kırar ve siz onu yoldan atmış olursunuz belki de kaza yaptırmışsınızdır. Bunu ister misiniz?

Virajlarda risk faktörleri çok daha fazladır. Virajın aniden kapanması, kör noktadan fırlayan vasıtalar yada bozulduğu için yola bırakılmış bir araç, çok ağır seyreden zirai araçlar, yola yamaçlardan veya diğer araçlardan dökülen taş veya mıcır, yağ, mazot her an bir kaza getirebilir.

Burada tek bir ölçü vermek zordur ama kesinlikle süratinizin; gördüğünüz, önünüzdeki güvenli serbest alanda durmanıza izin verecek bir seviyede olması zaruridir. Bunun üzerindeki hızlar beklenmedik bir anda kaza getirebilir. Hatta önünüzdeki görünür serbest alanın yol yüzeyini de görmeye çalışınız çünkü temiz bir yüzeyde durabildiğiniz bir sürat yolun herhangi bir noktasında yağ, mıcır gibi maddeler varsa durmanıza yetmeyecektir. Bu sebeple riskleri küçümsemeyin ve ne kadar ileriyi görmeniz gerektiği konusunda yanlış hesaplar yapmayın.

Risk Faktörleri:

1.Bir araca arkadan yaklaşmaktasınız. Öteki sürücü varlığınızdan haberdar olmayabilir.
2.Sollamak üzere yaklaşan sürücünün hızı öndeki araçtan doğal olarak daha fazla olacaktır. Bu yüzden sürücülerin reaksiyonları da sürüş hızlarına uygun olacağından oluşan tepkilerin farkı bir sarhoşunki ile bir sporcunun reaksiyonları arasındaki fark oranına kadar farklı olabilir. Bir şey yanlış giderse iki sürücünün tepkileri arasında kesinlikle bir uyum olmayacaktır.
3.Motosiklet bir vasıtayı sollayacaksa hattının %50 si kısıtlanmaktadır. Tabi buda hata kaldırma toleransını yarıya indirecektir. Sollayan sürücü sollama esnasında önündeki aracın her an üzerine kırma riski ile karşı karşıyadır.
4. Sollamaya geçerken önündeki aracın motosiklet sürücüsünün ilerideki yolun durumunu görmesini engellemesi de bir handikaptır. Sollamakla zeminini göremediğiniz bir yüzeye hız artırarak gireceksiniz demektir.
5.Eğer araç sürücüsü normalden yavaş gidiyorsa motor sürücüsü çabuk karar verip hızlı bir geçiş yapacaktır. Ancak yavaş giden araç sürücüsü belkide sol tarafta döneceği yola bakmaktaydı ve aniden hızla sollama girişiminde bulunan motora doğru kırabilir.

Bunları hep aklınızda tutunuz. Risk faktörleri daha çoğaltılabilir.

Güvenli Sollama Tekniği:

Çift yönlü yollarda sollamak için orta çizgiyi karşı yönde geçmek en tehlikeli andır. Bu durumda kafadan bir başka araçla çarpışma ihtimali vardır. Bu yüzden ne zaman geçilip ne zaman geçilmeyeceğini bilmek zorundasınızdır. Burada kararınızı etkileyecek üç önemli unsur vardır,

. Hız,
. Süre,
. Mesafe.

Karşı tarafın hattında ne kadar az zaman harcarsanız bir kazaya karışma ihtimaliniz o kadar azalır. Yüksek hızlara çıkmak sizin daha çabuk sollama işlemini yapmanızı sağlar ancak burada tüm taraflar için geçerli bir panik, korku faktörü yükselmeye başlar. Bir aracı alçaktan uçan bir jet uçağı misali geçmek yada arka kasasının bir dekoru olmaya salise kala tekrar girdiğiniz hat içinde durmanın bu duruma şahit olan araç sürücülerinde yaratacağı ruh halini tahmin edebilirsiniz. Bu tip davranışlarda araç sürücüsünün şaşırarak, panik içinde ters tarafa kırıp yayaları öldürdüğü, diğer vasıtalarla zincirleme trafik kazalarına sebep olduğu durumlar çoktur. Yapılacak en doğru hareket süratinizi solladığınız aracın süratinin yeterince üzerinde, sollamaya yetecek bir seviyede tutmak olmalıdır.

Sollamak için yeterince uzun bir süreyi ve mesafeyi kendinize tanımalısınız. Ani, sıkışık ve kör sollamalardan yani hatalı sollamalardan kaçınmalısınız. Süratinizin sizi kurtardığı bir durum, sıradan yanında ailesiyle gitmekte olan bir sürücünün, bir ailenin sonunu getirebilir veya bazı fertlerini diğerlerinden ayırabilir.

Peki karşı hatta kalma sürenizi en aza indirmek aynı zamanda sollama süratinizi yeterince artırmakla nasıl mümkün olacaktır?

.Arkanızı ve ilerinizi, yol işaret, ikaz levha ve işaretlerini kontrol ediniz.
.Sinyal veriniz.
.Kendi hattınızın içinden hızlanmaya başlayınız.
.Hızlanmak için karşı hatta geçmiş olmayı beklemeyiniz.
.Sollamak için yeterli güvenli hıza ulaştığınızda sollayacağınız vasıtanın arkasından çıkınız.
.Solama işlemini yeterince çabuk yapın. Sinyal veriniz.
.Ve tekrar yerinize girerken sağ aynanızda solladığınız aracın tümünü açıkça görüyor olun. Sinyal veriniz.
.Tüm bu işlemlerin 6 saniye içinde tamamlanmış olması ideal olandır.
.Yolunuza mutlu bir şekilde devam ediniz.

Not: Şayet takipte kalmadan sollama durumuz varsa karşı hattın sağına çarpaz çıkılarak sollanacak vasıtanın tam orta bölümünden dönüş noktası olarak seçtiğiniz noktaya düz bir hatla, kavis yapmadan, girilir. Takipte kalma durumu varsa ki bu durumda karşı yönden gelen araçların geçmesi beklemektir, o zaman yol serbest olunca sollama hattına tam sağa dik bir açıyla çıkılır ve bu noktadan dönüş noktasına düz bir hat çizilerek geri dönüş yapılmış, sollama işlemi tamamlanmış olur.

Solladığınız vasıtaları geçerken onların sürücülerini başınızla göz göze gelmeden kibarca bir selam hareketi ile selamlamak, motorcuların aslında ne kadar kibar insanlar olduğunu, sanılanın aksine adrenalin bağımlısı psikopatlar olmadığını gösterecektir.

Sollamadan evvel bir plan yapmanız tavsiye edilir. Bilhassa sürekli virajlı, düz bölümleri çok kısa süren ve kör alanları çok olan yollarda bir planınızın olması şarttır. Takip ettiğiniz araçla aranızda bir mesafe bırakın ve viraj çıkışlarını gördüğünüzde gazlamaya başlayın. Şayet yol durumu sollamak için güvenliyse sollayın, güvenli değilse başka bir viraj çıkışına kadar bekleyin. Şayet bir dizi, çevreyi gezme süratinde giden araçların arkasında kalırsanız saç örgüsü sollamalar yapmaktansa bir müddet bir yerde durup yakıt ve ihtiyaç molası vermeyi ve beklemeyi tercih ediniz. Sorumluluk duygusu içinde hareket etme gücü en kıymetli güvenlik faktörüdür.

Çift sarı çizgiyi geçiyorsanız kararı size bırakırız. Güvenlik açısından ve kanun açısından çizgilerin rengi ne olursa olsun kesintisiz paralel çift çizgiyi geçerek sollamaya kalkmanın sonuçları hep aynıdır. Güvenli bir geçiş alanını beklemenizi öneririz. Motor güçlerinin artmasıyla geçişe uygun yerler azalmakta ve birbirinden uzaklaşmaktadır. Bir zamanlar geçişe uygun olan bazı yerler bu güç ve hız artışı yüzünden şimdi geçiş yasaklı bölgeler olmaktadırlar.

Son olarak ki en önemli konuda budur; geçişin güvenli olup olmadığına karar verecek olan sadece sizsinizdir. Asla bir arkadaşınızın arkasından kendiniz geçişin güvenli olup olmadığını görmeden karşı hatta geçmeyin, size geç diye işaret etse bile. Hayatınızı ortaya koyarken şartların başkalarınca tayin edilmesine izin veremezsiniz.

Yararlanılan Kaynaklar: İngiliz Datacraft(Genel Grafikler), David L. Hough(Sound Rider Dergisi) ve Sportrider Dergileri.

Yararlı bilgiler hayat kurtarır :))

Bu konuyu yazdır